» Eğitim Öğretimde Paylaşım PlatformuDil Seçimi   
Şuan Sirinlerim.Net'te 52 Kişi Online
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerTema                  
        
Ana Sayfa
          
Ders Etkinlikleri
        
Belgeler
        
Bilgi Köşesi
        
Yazılar
          
Test Çöz
        
Yarışma
        
Resimler
          
BLOGLAR
Site Yetkilisi MuratSelcuk Şuan Sitede Değil CANLI DESTEK


» Üyelik
Adınız :  
Şifreniz :  
Hatırla :   
Yeni Kayıt |  Şifremi Unuttum
   
» Reklam AlanıAşağı Git
   
» Günün Sözü
» Yazılar
                             ~ ~ ~ Yazılar ~ ~ ~
[ ] [0] [2] [3] [7] [<] [A] [B] [Ç] [D] [E] [F] [G] [H] [I] [J] [K] [L] [M] [N] [O] [P] [R] [S] [T] [U] [V] [X] [İ] [Ö] [Ş]
» Affet beni sevgili öğrencim... Önceki  

Mevzuatlar, müfredatlar aynı da olsa yapısal özelliklerimize bağlı olarak ders veriş yöntemimiz, tarzımız farklı olabiliyor. Hepimiz aynı akvaryumun farklı renkli balıkları gibi aynı suyu, atmosferi paylaşıyoruz. Düsturlarımıza, referanslarımıza bağlı yaklaşımlar, iletişimler kuruyoruz. Okulun huzurlu yapısı, pozitif bir ortamı varsa küçük şeyler hoş görülebiliyor, sonuçta önce insanız hepimiz.

8 yıllık İlköğretimin kuruluş aşamasında, okullarda pilot uygulamaların yeni yeni başladığı 1993 yılının ilk yarı dönemindeyiz . Ben, banka hizmetinden öğretmenlik mesleğine geçmişim, yeni öğretmenim yani. Çocuklarımı büyütmek için bankadan istifa edip büyüdüklerinde, otuzundan sonra fakülte bitirip yaşlı öğrencilik yaptığım ve sevdiğim çalışma hayatından uzak kaldığım için yeni kurum ve meslekte her şeye idealistçe bakıyorum. Birazcıkta sanatsal üretimlerim, çalışmalarım olmuş. Branşımı, mesleğimi bulmuş olmanın hazzıyla canla başla koşuşturuyorum. Tabi yeni bir- kart- balığım ya, girdiğim ortamda önce kabul görmeli, bu arada mesleğin inceliklerini öğrenirken öğretmenlere uyarlanmış fıkranın yaşantısını yaşamalıyım. (Fıkrayı bilirsiniz; ölenleri melek karşılıyor ve merhuma birçok oda göstererek, sonraki yaşamını hangi odada geçirmek istediğini soruyor. Her odada iki zebani nöbetçinin bulunduğunu gören merhum soruyor: -Burada kimler yaşıyor? Melek açıklıyor: Burada avukatlar yaşar, diğerinde doktorlar v.s. Görevli zebanilerin bulunmadığı bir oda merhumun dikkatini çekiyor. Ortada bir büyük küp, insanlar içinde. Birisi nefes alabilmek için başını çıkardığında alttan bir el uzanıp başından bastırarak içeriye sokuyor. Merhum, burası kimlere ait? Diyor. Melek yanıtlıyor: - Burası öğretmenlerin odası!)

Bir depo okuldayım. Geçmişinde sorunlu, soruşturmalı bir okul. Başka okula tayin bekleyenler, emeklilik yaşı yaklaşmış sınıf almayan arkadaşlar çay içip sohbet ediyorlar. Kendileriyle ilgili beklenti içindeler. Her nasılsa dışlanmış ve çalışmaya küstürülmüş arkadaşlar da boşlar kervanına katılıp, bilgi alışverişi de ne imiş dercesine sohbeti dedikoduya katıp çoğaltıyorlar. Birbirimizi dinleyerek- anlayarak değil maalesef, arkadan negatif yakıştırmalar bol. Sözler sahiplerine aittir ya boşluktan oluşuyor hepsi. Çalışanların yanında çalışmayanlar kendiliğinden ortaya çıkıyor. Balık baştan kokar örneği idarecimiz kendi derdinde, kantinde simit satmakla meşgul.

Eğitimle-öğretimle ilgisi yok: Törenlerde ara ki bulasın. İntibak düzenlemesi, hizmet birleşimi isteriz, özlük hakları hak getire. İlaç yazdırmak için sevk isteyeceğiz, çoğu kez yerinde bulmak olası değil. Okul sekiz yılda altı idareci değiştirmiş. Çoğu soruşturma geçirip, öğretmenliğe geri gönderilmiş. Şimdi her şey yerli yerine oturur derken biri gidip, diğeri geliyor. Deneyimli öğretmen görevini yapıp gidiyor. Çoğumuz çocuklar gibiyiz, görevi, eğitimi-öğretimi bırakıp birbirimizle didişmekteyiz. -Boşluk insanı rahat bırakır mı?- Dur diyen yok. Mekanın ruhu, suyu bulanık akvaryum sanki. Duygulu, duyarlı öğretmenler huzursuzluk içinde…

İç huzurunuza, prensiplerinize de dayansanız insanın ruhunu yaşadığı mekandan soyutlaması zordur. O karmaşa içinde bir gün, sekizinci sınıflarda ders işliyorum. Uyarıma rağmen konuşmasına devam ettiği için, kızgınlıkla bir kız öğrencimi tokatladım. Çocuklar beni genellikle yumuşak, güler yüzlü ve sevecen tanırlar. Elimin kalktığı görülmemiştir. Kendi çocuklarımda bile. Nasıl olduysa o gün, böyle oldu. Çocuk yüzüme bakakaldı, sertleşmemi yadırgadı. Ben dersimi bitirip sınıftan çıktım. Ertesi gün Mehtap’la okul merdiveninde karşılaştık. Beni görünce gözleri doldu, ağlayarak kaçtı. Ben içimden; “ Koca kız (yaşının da irisiydi) sekizinci sınıfa gelmiş, sınıfta nasıl davranılacağını öğrenmemiş, annesinden hiç mi tokat yemedi (derste bana bir şey soracağı zaman dalar, ‘anne’ diye söze başlardı) uyarmama rağmen de durmadı, hak etti . Gelip benden özür dilemeli” diye düşünüyorum. Ama, Mehtap özür için yanıma gelmediği gibi beni her gördüğünde gözleri dolarak ağlamaya başlıyor ve yanımdan kaçıp gidiyor. Bu hali üç gün sürdü. Benim içim ezilmeye, üzülmeye başladı. Bu kız beni gördükçe neden ağlar?. Ben onun için, ‘hak etti’ diye düşünürken, bu kadar mı ruhunu yaraladım? Çocuğu çağırıp, konuşmaya karar verdim. Boş olan müdür odasında buluştuk. Gözlerinin içine baktım, gene doldu gözleri. Ağladı, ağlayacak… N’oldu Mehtap?” dedim. Başını öne eğdi, zor duyulan bir sesle “bana vurdunuz” dedi. “Kızım, ben sana neden vurdum biliyorsun. Uyarıma kulak asmadın, hak etmemiş miydin? ” dedim. Başı önünde sessizlik içinde öylece kaldı. Gözlerinde biriken yaşlar yanaklarından süzüldü. Gidip kendisine sarıldım. Boşaldı, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Beni de ağlattı. Kendisine isteyerek vurmadığımı, o an başka uyarıları seçerek yaklaşacak durumda olmadığımı, yetişkinlerinde sıkıntılarının ve gergin olabileceği günlerinin olabileceğini anlattım. Ders işlerken söz alarak konuşması gerektiğini belirttim. O da, bir daha derste gürültü yapmayacağına söz verdi, özür diledi.

Mehtap sözünde durdu.Yıl sonuna kadar suskun ama bana kapanmış bir çocuk gördüm.

İki yıl sonra, lisede görevli bir öğretmen arkadaşımdan Mehtap’ın öğrencisi olduğunu öğrendim. Kompozisyon yazılısında kendisinde iz bırakan anı olarak beni ne kadar sevdiğini ve o günü anlatmış. Yazısını “Bana vurmayabilirdi” diye bitirmiş.

Bu gün meslekte onuncu yılımdayım ve huzurlu başka bir mekandayım. Gene idealistçe çalışmalarımı sürdürüyorum. Derste ne zaman çocuklar cıvıldaşmaya, gürültü etmeye başlasa, dikkatlerini çekmek için sesim sertleşip yükseldiğinde susan ve açılan o boncuk gözlerde Mehtap’ı görüyorum.

Bir çocuğun ruhunu yaralamak çok kolay. İyi seçilmemiş rasgele kırıcı bir söz, sert bir davranış ruhunda kalıcı izler bırakabiliyor. Zaman içinde kendi çocuklarımızda bunu telafi edebilsek de, öğrencilerimiz elimizden çabuk uçup gidiyor. Hele duyarlı olanlar; onlara yüklediklerimizle, yaşattıklarımızla gidiyorlar. Bizlere en önemli şeyleri öğreterek…

Affet beni sevgili öğrencim, SANA VURMAYABİLİRDİM.
Nurşen Görşen - 29.03.2003


Yazan MuratSelcuk |  07 04 2008 23:47:13  | Puan Ver : 20 | Yorumlar : 1 | Okunma : 2685 | Yazdır | Gönder | Word Önceki  
» Yazıya Yapılan Yorumlar
Yazan : senaelif Tarih :  13 06 2010 04:37:38 
yazınız güzel olmuş tebrikler
Editörü Aç

    
 » Kategoriler
Hayata Dair 1
Hayata dair yazılar 107
öğretmenlere Dair 2
Öğretmen Mektupları ve Hikayeleri 10
Eğitim Makaleleri-Rehberlik 8
» Yazı Ara
Başlıklarda : Yazılarda :
» Son Yazılar
» Okula yeni başla ( 18 09 2011 )
» Sigara Hakkında: ( 13 03 2011 )
» Düşünebilen Yapa ( 07 03 2010 )
» OTOBÜSE BİNERKEN ( 06 03 2010 )
» Yaş Gruplarına G ( 27 09 2009 )
» Veli Öğretmen İl ( 25 06 2008 )
» Çocuklarda Öz Sa ( 25 06 2008 )
» Niçin Bitişik Eğ ( 25 06 2008 )
» Etkili Öğretim İ ( 11 05 2008 )
» Eğitim Alanındak ( 11 05 2008 )
» Hit Yazılar
» Yaş Gruplarına Göre (6149)
» BİR ÖĞRETMEN MEKTUBU (6147)
» Niçin Bitişik Eğik Y (4377)
» İyi Bir Öğretmen (3286)
» Veli Öğretmen İlişki (2816)
» Affet beni sevgili ö (2685)
» İŞTE ÖĞRETMENLERE VE (2574)
» Çocuklarda Öz Saygıy (2316)
» Aslan İle Ceylanın H (1610)
» OTOBÜSE BİNERKEN-İNE (1510)
» Son Yorumlar
» Bu Ne LaAaA BunU OkuyanA
» [B]Kübra'nın Günlüğünden
» ben sınıfımda uçlu kaleml
» yazınız güzel olmuş tebri
» hiç mi çare yok?
» muhteşem...
» gerçekten öğrenciler hakk
» Boş alan bıraktınız yada
» çocuğun ruh dünyasını tan
» çocuk yüreğindeki ;saf,te
» Yazı İstatistikleri
» Ust Kategori (2)
» Alt Kategori (5)
» Yazı (125)
» Okunma (79687)
» Yorum (45)
» Toplam Adettir
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o10 © Murat Selçuk
Sirinlerim.Net © C.C.P.
M . E . B İlsisMEB e-okulVeli Bilgilendirme SistemiBilgisayarlı Eğitime DestekAtatürk100 Temel Eser100 Türk EdabiyatçısıEğitek Çağrı Merkezi
Öğretmenin Dünyası
 AKSOY
Tavsiye Et | İletişim | Rss